İSTİKLALİN BEDELİ

1/8/2009 · Kategori: Yazilar



Yakın zamanda bir roman yayınlandı ama öyle pek reklamı yapılmadı basında ve medyada. kitapçılarda şöyle gözünüze takılıp elinize aldığınız, kapağını açar açmaz içinde kendinizi bulduğunuz kitaplar vardır ya bu kitap işte onlardan biri. Kimi zaman kitabın kahramanlarının yerine koyuyorsunuz kendinizi, kimi zaman bahsedilen o şehrin sokaklarında gezdiğinizi düşlüyorsunuz. Bu şaheser romanın adı “İstiklalin Bedeli”. Bu eser ülkücü camianın eli kalem tutan ilk köşe yazarlarından, Şehit edilen gazeteci büyüklerimiz İlhan Darendelioğullarının, İsmail Gerçeksözlerin ardından bugünlere gelen değerli büyüğümüz Sayın Necdet Sevinç ağabeye ait. Bugünlerde birçok değerli esere imza atan Bilgeoğuz Yayıncılık tarafından basılan eseri okumanızı özellikle tavsiye ediyorum.



Kitabın konusu Antep’in düşman işgali dönemi ve o Anteplilerin verdiği yiğitçe mücadele. Bu romanı okuduğumuz zaman Antep’e neden “Gazi”, Urfa’ya neden “Şanlı”, Maraş’a neden “Kahraman” ünvanlarının ilave edildiğini ve bu ünvanlarla şehir adlarının birleştirildiğini çok daha iyi anlıyoruz. Eserle birlikte günümüz toplumundaki gündelik yaşayışlarla, oynama şıkıdım gençliğiyle o günleri kıyaslama imkanı buluyoruz. Roman kahramanı saçına sakalına aklar düşmüş yaşı değil belki ama yüreği deli çağlara yaraşır bir Kıraçata’nın izinde Antep’lilerin o destansı mücadelesinden etkileniyorsunuz. Eser öyle akıcı bir dille kaleme alınmış ki elinizden bırakamıyorsunuz.



Ömrünü, nerede Osmanlı cephe açmışsa orada geçiren, savaştan savaşa koşup, Antep’e döndüğünde silahını yeniden eline alıp, geldiği günün ertesi sabahı mücadeleye başlayan, “ben sağ oldukça Antep’e düşman ayağı giremez” diyerek Köprü Başında şehit düşen Şahin Bey’i okurken onun yanında bir Kuvay- Milliye mensubu olmak istersiniz. Diyor ya Şahin Bey “Benim Şahinim Ağam, Bu Toprağa yad elleri basamaz”. O destansı mücadelede Karayılan gelir akla. O düşmana baskınlar veren, kurşunlarla şehâdete nazmeden Karayılan.

Bir yanda Ermeni kancığının Fransız’ın altına yatması, daha düne kadar ekmeğini yediği Antep’liye karşı çaşıtlık yapmasıyla Kiliselerde Papazların din adamı olmak yerine millete kiliseden kurşun sıktığı günlerden ve o Fransız’a yaltaklık edenlerin Fransız şehri terk ettiği gün nasıl ortada kaldığı ve şehri terk ettiğini görürsünüz.



Yiyecek ekmek bulamayıp bulamacı katık edenleri, yaprak yiyerek açlıklarını gideren bebeleri, yeni doğmuş bebeleri emzirecek sütü olmayan anaları, karnı süngülerle deşilen çocukları ve insanların en savunmasız oldukları yeri, hastaneyi bombalamayı kendine haya sayan Avrupa’nın çağdaş ülkelerinden Fransa’nın gerçek yüzünü bir kez daha görürsünüz.



Yaşadığımız şu günlerle kıyas yaparsınız romanı okurken: Apo denilen bebek katili İmralı’dan reçete açıklalıyor koca koca kelli felli adamlar onu bekliyor. Edep yahu dersiniz. Bir de o günlere bakarsınız. Allah beterinden saklasın diye düşünürsünüz.



Necdet Hoca o Divanından kaleme aldığın yazılar hep hatırımızda kalacak. Gelecek eserlerini de okumak dileğiyle.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!Arkadaşına Gönder!

1 yorum yazılmıştır

Yazan:umaykiz | Tarih: 2009-11-26 12:47:03
Konu: Bayram

Al bayrağın gölgesinde geçireceğimiz nice bayramlara..
Bayramınız mübarek olsun.

Bağlantı » »

« Önceki ::